Paul Doany : "Son günlerde yaşanan enteresan bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’de bugün duyurulduğu üzere Diyarbakır’da domuz gribi görülmesi üzerine eğitime ara verildi. Sebit firmasından yetkililer ve Türk Telekom mühendisleri sadece 48 saat içerisinde günlük 8 saat tam eğitim verebilen bir sanal sınıf uygulamasını grip vakasının görüldüğü okulda yürürlüğe sokmayı başardılar. Son derece ilginç bir biçimde eğitime verilen ara nedeniyle evlerinde olan tüm öğrenciler bu programdan yararlanabildiler."
Geçtiğimiz hafta sonu Kıbrıs'ta düzenlenen "Kıbrıs - Bilişim Adası" etkinliği sırasında Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany bir konuşma yaptı. Çalıştay sırasında KKTC ile Türkiye arasında 2.bir fiber denizaltı kablosunun anlaşmasını da imzalayan Türk Telekom'un son gelişmelerini Doany şu şekilde anlattı : (Konuşmanın video'sunu burayı tıklarak seyredebilirsiniz.)
Türkiye ile KKTC arasında ikinci bir fiber optik bağlantının olacağını bilmek heyecan verici. İnsanların yaşadıkları yerde bağlanırlığa ihtiyaçları var. Bunu sağlamak için doğru yönde bir adım attığımıza inanıyoruz.
Türk Telekom elbette ki devlet tarafından önceden belirlenmiş olan ulusal hedeflere tamamıyla bağlı hareket etmektedir. Konuşmama network ve sayısal uçurum (bir grubun dijital üstünlük-ayrıcalık sahibi olması) konularındaki gelişmelerle başlamak istiyorum.
Bu alanda devlet yönergeleri 2000 yılından başlayarak ve hatta 2004-2005 yıllarında ADSL sunumları da dahil olmak üzere, Türk Telekom’a sunulacak servisleri sadece büyük şehirlerde değil tüm bölgelerde hizmete sokma hedefini göstermiştir ve böylesi bir hizmeti ülkedeki tüm 81 ilde de başarıyla sunma konusunda Türk Telekom yönetimi son derece etkileyici bir çalışma sergilemiştir.
Bu alandaki önemli ikinci gelişme ise 3 milyondan fazla hattı kapsayan, tüm taşra santrallarının (switchler) yükseltimidir ki, bu proje de 2007 ortalarında tamamlanmıştır. Şimdi ise erişim kısmı üzerinde çalışmaktayız. Bu potansiyel olarak bir WiMAX aracılığı ile olacak, ancak ileride diğer kablosuz teknolojiler de gündeme gelebilir. Şu an için bu konuda tam emin değiliz ve kararı bekliyoruz. Yine de sonuç olarak bu alan ileride daha fazla gelişme sağlayabileceğimiz bir alan ve ister karasal sistemler, ister uydu sistemleri kullanılıyor olsun tüm bu yeni teknolojiler ile gelecekte sayısal uçurumun son derece pratik ve etkin bir biçimde ortadan kaldırılacağına inanıyorum.
Bir de örneğin okullar için bağlanılırlık sağlama konusu var. Bu alanda Türkiye diğer ülkelerle kıyaslandığında çok yüksek oranlara ulaşmış durumda. Bu sorun yakında sıfıra indirildiğinde ülkedeki her bir çocuğun erişim hakkı elde edebileceğini herkes rahatlıkla kavrayabilir. Bu erişim hakkı da söz konusu çocuğa saygın bir eğitim ve uzmanlaşmak istediği alanda tüm potansiyelini ortaya çıkartma imkanı verecektir.
Burada dile getirilen konulardan birisi de uluslar arası bağlanırlık konusuydu ve bağlanırlık kapasitesi günümüzde 300 Giga’nın üzerinde olan firmamız bu yönde yılmaz bir doğrultuda ilerlemektedir. Bu konudaki yeni teknolojilerin gelişmesi ve kullanım düzeylerinin artışı ile birlikte elbette ki bu rakamın da katlanarak artacağını göreceğiz. Günümüzde tüm merkezler boyunca müşteri başına kullanım oranı 8 Giga’yı geçmektedir. Dolayısıyla 10 yıl içerisinde bu rakamın muhtemelen 10 kat artacağını öngörebilirsiniz. Bu da elbette ki network üzerinde artan kapasite gereksinimleri ve çok daha fazla kullanıcı demektir. Firmamız için bu on yıllık süreçte erişilebilir bir hedeftir.
Bir diğer önemli hedef ise Galip Zerey’in de bahsettiği üzere enformasyon teknolojisi ile ilgilidir. Türk Telekom’un bu çerçevede şimdiden satın aldığı 4 adet firma mevcuttur ve bizim temelde kullandığımız model öncelikle bu firmaların kimliklerini korumasına olanak sağlamaktır. Daha sonra ise bu firmalara bize bir başka şirket olarak hizmet sunmaları fırsatı sağlamaktayız ve bu sayede onların müşterisi haline gelmekteyiz. Son olarak ise bu firmaların oluşturdukları ürün ve hizmetlerin uluslar arası satışında firmalara yardımcı olmaktayız. Öyle umuyorum ki bu firmaların değeri belki de on yıl içerisinde Türk Telekom’un değeri içinde son derece yüksek bir orana ulaşacak. Bu olası. Neler olabileceğini öngörmek için on yıl oldukça uzun bir zaman dilimi ancak bence bu süre sonunda bu firmalar tüm dünya çapında büyüyebilecekleri için belki de Türk Telekom’dan daha değerli hale gelebilirler. Bu ürünlerde ve hizmetlerdeki odak elbetti ki Telekom’la ilgili ancak finans sektörü, sağlık sektörü ve eğitim sektöründeki enformasyon teknolojisi hizmetlerini de yakınen incelemekteyiz.
Eğitim sektöründe devletimizin son derece önemli ihtiyaçları var. Eğitim içeriğine son derece ciddi yatırımlar yapmaktayız. Son günlerde yaşanan enteresan bir örnek vermek gerekirse, Türkiye’de bugün duyurulduğu üzere Diyarbakır’da domuz gribi görülmesi üzerine eğitime ara verildi. Sebit firmasından yetkililer ve Türk Telekom mühendisleri sadece 48 saat içerisinde günlük 8 saat tam eğitim verebilen bir sanal sınıf uygulamasını grip vakasının görüldüğü okulda yürürlüğe sokmayı başardılar. Son derece ilginç bir biçimde eğitime verilen ara nedeniyle evlerinde olan tüm öğrenciler bu programdan yararlanabildiler.
Bu konuşmanın "İngilizce" dökümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz.